Hiob 41 | Kutsal Kitap Yeni Çeviri Lutherbibel 2017

Hiob 41 | Kutsal Kitap Yeni Çeviri
1 ‹‹Livyatan'ı çengelle çekebilir misin, Dilini halatla bağlayabilir misin? 2 Burnuna sazdan ip takabilir misin, Kancayla çenesini delebilir misin? 3 Yalvarıp yakarır mı sana, Tatlı tatlı konuşur mu? 4 Seninle antlaşma yapar mı, Onu ömür boyu köle edesin diye? 5 Kuşla oynar gibi onunla oynayabilir misin, Hizmetçilerin eğlensin diye ona tasma takabilir misin? 6 Balıkçılar onun üzerine pazarlık eder mi? Tüccarlar aralarında onu böler mi? 7 Derisini zıpkınlarla, Başını mızraklarla doldurabilir misin? 8 Elini üzerine koy da, çıkacak çıngarı gör, Bir daha yapmayacaksın bunu. 9 Onu yakalamak için umutlanma, Görünüşü bile insanın ödünü patlatır. 10 Onu uyandıracak kadar yürekli adam yoktur. Öyleyse benim karşımda kim durabilir? 11 Kim benden hesap vermemi isteyebilir? Göklerin altında ne varsa bana aittir. 12 ‹‹Onun kolları, bacakları, Zorlu gücü, güzel yapısı hakkında Konuşmadan edemeyeceğim. 13 Onun giysisinin önünü kim açabilir? Kim onun iki katlı zırhını delebilir*? 14 Ağzının kapılarını açmaya kim yeltenebilir, Dehşet verici dişleri karşısında? 15 Sımsıkı kenetlenmiştir Sırtındaki* sıra sıra pullar, 16 Öyle yakındır ki birbirine Aralarından hava bile geçmez. 17 Birbirlerine geçmişler, Yapışmış, ayrılmazlar. 18 Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar. 19 Ağzından alevler fışkırır, Kıvılcımlar saçılır. 20 Kaynayan kazandan, Yanan sazdan çıkan duman gibi Burnundan duman tüter. 21 Soluğu kömürleri tutuşturur, Alev çıkar ağzından. 22 Boynu güçlüdür, Dehşet önü sıra gider. 23 Etinin katmerleri birbirine yapışmış, Sertleşmiş üzerinde, kımıldamazlar. 24 Göğsü taş gibi serttir, Değirmenin alt taşı gibi sert. 25 Ayağa kalktı mı güçlüler dehşete düşer, Çıkardığı gürültüden ödleri patlar. 26 Üzerine gidildi mi ne kılıç işler, Ne mızrak, ne cirit, ne de kargı. 27 Demir saman gibi gelir ona, Tunç çürük odun gibi. 28 Oklar onu kaçırmaz, Anız gibi gelir ona sapan taşları. 29 Anız sayılır onun için topuzlar, Vınlayan palaya güler. 30 Keskin çömlek parçaları gibidir karnının altı, Döven gibi uzanır çamura. 31 Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, Denizi merhem çömleği gibi karıştırır. 32 Ardında parlak bir iz bırakır, İnsan enginin saçları ağarmış sanır. 33 Yeryüzünde bir eşi daha yoktur, Korkusuz bir yaratıktır. 34 Kendini büyük gören her varlığı aşağılar, Gururlu her varlığın kralı odur.››

Eskı Antlaşma © The Bible Society in Turkey 2001 Yeni Antlaşma © The Translation Trust 1987, 1994, 2001 Written permission is required from the copyright holders to use part or all of the text for purposes other than personal study.

Lutherbibel 2017
1 Siehe, jede Hoffnung wird an ihm zuschanden; schon wenn einer ihn sieht, stürzt er zu Boden. 2 Niemand ist so kühn, dass er ihn zu reizen wagt. – Wer ist denn, der vor mir bestehen könnte? 3 Wer kann mir entgegentreten und ich lasse ihn unversehrt? Alles unter dem Himmel ist mein! 4 Ich will nicht schweigen von seinen Gliedern, wie groß, wie mächtig und wohlgeschaffen er ist. 5 Wer kann ihm den Panzer ausziehen, und wer darf es wagen, ihm zwischen die Zähne zu greifen? 6 Wer kann die Tore seines Rachens auftun? Um seine Zähne herum herrscht Schrecken. 7 Sein Rücken ist eine Reihe von Schilden, wie mit festem Siegel verschlossen. 8 Einer reiht sich an den andern, dass nicht ein Lufthauch hindurchgeht. 9 Es haftet einer am andern, sie schließen sich zusammen und lassen sich nicht trennen. 10 Sein Niesen lässt Licht aufleuchten; seine Augen sind wie die Wimpern der Morgenröte. 11 Aus seinem Rachen fahren Fackeln, und feurige Funken schießen heraus. 12 Aus seinen Nüstern fährt Rauch wie von einem siedenden Kessel und Binsenfeuer. 13 Sein Odem ist wie lichte Lohe, und aus seinem Rachen schlagen Flammen. 14 Auf seinem Nacken nächtigt die Stärke, und vor ihm her tanzt die Angst. 15 Die Wampen seines Fleisches haften an ihm, fest angegossen, ohne sich zu bewegen. 16 Sein Herz ist so hart wie ein Stein und so fest wie der untere Mühlstein. 17 Wenn er sich erhebt, so entsetzen sich die Starken, und wenn er hervorbricht, weichen sie zurück. 18 Trifft man ihn mit dem Schwert, so richtet es nichts aus, auch nicht Spieß, Geschoss und Speer. 19 Er achtet Eisen wie Stroh und Erz wie faules Holz. 20 Kein Pfeil wird ihn verjagen; die Schleudersteine sind ihm wie Spreu. 21 Die Keule achtet er wie Stoppeln; er spottet der bebenden Lanze. 22 Unter seinem Bauch sind scharfe Spitzen; er fährt wie ein Dreschschlitten über den Schlamm. 23 Er macht, dass die Tiefe brodelt wie ein Topf, und rührt das Meer um, wie man Salbe mischt. 24 Er lässt hinter sich eine leuchtende Bahn; man denkt, die Flut sei Silberhaar. 25 Auf Erden ist nicht seinesgleichen; er ist ein Geschöpf ohne Furcht. 26 Er sieht allem ins Auge, was hoch ist; er ist König über alle Stolzen.